sohbet,chat,islami sohbet,Hükümet siyasetçi muhalefet vesayetçi

Ocak 27th 2010 | Yazar HaKaNBeY

Hükümet siyasetçi muhalefet vesayetçi

Muhalefet eksikliğinin kökeninde, inisiyatif al(a)mayan, toplmsal sorunlara el at(a)mayan, böylece siyasal faaliyetin kurucu niteliğini sekteye uğratan ‘idareci’ bir siyaset anlayışının, muhalefetin parametrelerini belirleyecek kadar kurumsallaşmış olması yatmaktadır.

rtica, mahalle baskısı ve Malezyalaşma’dan sonra, sivil vesayet, sivil dikta, tek parti rejimi gibi terimler AKP iktidarına yönelik endişe ve korkuları ifade eden yeni kodlar haline geldi. Tartışmanın bir tarafı, Türk siyaseti üzerindeki “askeri vesayet” kalkarken yerine gelenin demokrasi değil, sivil vesayet olduğunu düşünmektedir. Bu kanaatte olan yorumculardan bazıları Silahlı Kuvvetlerin siyasal rolünü sorgulamadan, askeri vesayetin gerilemesini seçilmiş AKP hükümetine yönelik tek kontrol ve denge mekanizmasının ortadan kalkması olarak yorumlamaktadır. Aynı kanaatte olan başka bir grup ise, seçilmiş bir hükümetin ayrıca iktidar mücadelesi yapması güya normalmiş gibi, yaşanan sürecin bir iktidar mücadelesi süreci

olduğunu ve bu mücadeleden demokrasi çıkmayacağını iddia etmektedirler. Buna karşın, askeri vesayetin gerilemesinin sivil inisiyatifin önünü açan bir demokratikleşme adımı olduğu iddia edilmektedir.

Bu pozisyona göre; sivil vesayet endişesi son kertede “statükocu,” dolayısıyla demokratik gelişmeyi engelleyici bir endişedir. 

Muhalefet nerede?

Siyasal argümanlarını/posizyonlarını sahip oldukları silahların kuvvetiyle destekleyebilecek olanların siyasal alanın dışında tutulmasının demokrasinin önkoşulu olduğunu düşündüğümüzde, birinci pozisyon sivilleşmeyi ya olumsuzlamakta ya da değersizleştirmektedir. İkinci pozisyon ise demokratikleşme, yani toplumun özerkleşmesi ve kendi kendini ifade edebilmesi için sivilleşmenin yeterli olmayabileceğini göz ardı etmekle eleştirilebilir.

Kanımca bütün bu tartışmalarda dikkat edilmesi gereken öncelikli husus demokratikleşme tartışmalarının ve siyasetinin oldukça sığ bir vesayetçilik karşıtlığına indirgenmiş olması ve her iki tarafın da demokratikleştiren bir muhalefetin eksikliğinin üzerinde yeterince durmayışıdır.

Bu sığlığın kökeninde, inisiyatif al(a)mayan, toplumsal sorunlara el at(a)mayan ve böylece siyasal faaliyetin kurucu niteliğini sekteye uğratan, “idareci” bir siyaset anlayışının AKP’ye muhalefetin parametrelerini belirleyecek kadar kurumsallaşmış olması yatmaktadır. İşte idareci olduğu için demokratikleştirici olamayan, vesayetçiliği yeniden üreten bu siyaset anlayışına Türkiye’de “merkez siyaseti” denmektedir.

Merkez siyaseti bir yandan çevrenin oy desteği ile iktidara gelirken, diğer yandan devletçi/vesayetçi yapıyı çeşitli biçimlerde yeniden üretmiş ve bunu yaptığı sürece, (örneğin mahalle baskısı ile sonuçlanan) muhafazakâr kültürel kodları beslemesi hoş görülmüştür.

Yine merkez siyaseti

Merkez siyaseti, Alevilerin oy desteğini alırken, devletin Sunni ideolojisini değiştirmez, korur. Böylece, bir yandan Alevilerin kendilerini güvende hissetmediği ortam yeniden üretilirken, diğer yandan onlara bir “ağabey” ya da “baba” tavrıyla koruma sağlanır. Bu korumanın kırılganlığı ise oy desteği ile giderilir. Dolayısıyla, Aleviler ve destekledikleri parti arasında eşitsiz bir bağımlılık ilişkisi kurulur, Alevilerin bir iktidar odağından özerk hale gelmesi engellenir.

Aynı süreç, muhafazakâr dindar kesimler ve merkez sağ partiler arasındaki ilişkide de işler. Merkez sağ partiler bir yandan ucuz politikalarla dindarlığı desteklerken, diğer yandan dindarlığı dışlayan bir laiklik anlayışını da olduğu gibi korurlar. Şartlar bu ikisini aynı anda yapmayı mümkün kılmadığında ise; devletin tercihinden yana olup, bazı “kardeş vatandaşlarımızı” kılık kıyafetinden dolayı yurtdışına ihraç etmeyi mazur görürler. Hülasa, merkez siyaset devletin vesayetçiliğini kendi “babacan” vesayetçiliği ile yumuşatarak koruyan “idareci”  bir siyasettir.

Tahribattan medet ummak

Toplumsal/siyasal süreçleri “anlama” niyetleri olmadığı için, analizlerini formel siyaset düzeyinin ötesine taşıyamayan bir çoklarına göre AKP, merkez-sağ çöktüğü için iktidara gelmiştir. Bu “derin” sosyolojik analizi benimseyen merkez siyasetinin 2002’den bu yana beliren üç temel özelliği vardır.

 Birincisi, AKP hükümetinin izleyeceği hemen her politikanın, içeriğinden bağımsız olarak, “tahrip” olarak değerlendirmesi ve “tahrip”in mümkün olduğu kadar az olması için AKP’nin “çeşitli yollardan” ve “bir an önce” iktidardan uzaklaştırılmasıdır. İkincisi, bunu başaramayıp AKP hükümetine katlanmak zorunda kaldığı sürede de, “tahribatı” asgariye çekmek için AKP hükümetinin “eylemsizleştirilmesi” gerektiğidir. Aslında bu AKP’nin siyasal/toplumsal sorunları “idare” eden merkez siyaseti hizasında durdurulmasını amaçlayan bir muhalefet tarzı idi. Buna göre, örneğin AKP, yerel yönetim veya anayasa reformu yaparak toplumsal-siyasal sorunları çözmeye yönelik inisiyatifler almayacak, böylece izlediği politikalarla yerleşik vesayetçi yapıya dokunmayacak, onu bir veri olarak alıp yeniden üretecekti. “Uzlaşmadan” ve “kurumlarla sürtüşmemeden” kastedilen de esas olarak bu vesayetçi yapıya teslim olunmasıydı.

Merkez sağ dirilir mi?

Üçüncüsü, DYP ve ANAP’ı birleştirerek ve yer yer CHP’nin sağcılaşmasını sağlayarak, merkez sağın çöküşünün yarattığı boşluğu doldurmaktır. Madem merkez sağ çöktü onun yarattığı boşluğu bari biz dolduralım türünden karaktersiz bir

girişimi ifade eden CHP’nin “çarşaf açılımı” bu bağlamda değerlendirilebilir. Muhtemelen vesayetçi yapıyı ve steril kamusal alanı koruyacağından kimsenin bir şüphesi olmadığı için, CHP’nin bu “açılımında” Cumhuriyetin temel ilkelerine ve çağdaşlaşma amacına bir aykırılık görülmemiştir. Böylece, vesayetçi merkez siyasetinin çağdaş/laik rejimin nasıl koruduğunu ve koruyacağını da görmüş olduk.

Merkez-sağın diriltilmesi yönündeki hormonlu çabalar ise 2007 seçimleri öncesinde DYP ile ANAP’ı bir araya getirme girişimlerinin başarısız olmasından sonra geçtiğimiz aylarda nihayet olumlu sonuçlandı. Cindoruk Demirel liderliğindeki yeni Demokrat Parti’nin tek vaadi siyasal gerilimi düşürmek. Zaten verilen bazı mesajlardan da bunun nasıl başarılacağı konusunda bir fikir ediniyoruz: Kurumlarla kavga edilmeyip, vesayetçiliğin çizdiği çizgide durulacak; durum idare edilecek; Kürt meselesinde 25 yıldır izlenen politikalar değiştirilmeyecek; siyaset idareye indirgenecek. Böylece de devletin çivisi çıkmayacak. Devletin rutinin dışına çıkması; keyfi sosyetik fişlemeler; faili meçhul cinayetler; oyunun kurallarının konjonktürel çıkarlara göre değiştirildiğini gösteren 367 kararı; kapatma davaları; siyasal sorumluluğa sahip olmayanların hayatımızı belirleyen temel meselelerde bize söz söyletmemesi; bombalarla yargı mensuplarının hizaya çekilmesi; bir milletvekilinin yüklü bir miktarda borçlu olduğu kamu bankasından sorumlu bakanlığa atanması, devletin çivisini çıkarmıyordu, çünkü bunları normal sayan partiler iktidardı.

Ee, merkez sağ zaten çizgide fazla durduğu için toplumsal tabanına yabancılaşarak çökmemiş miydi 28 Şubat sürecinde? Doğru dürüst bina yaptırtmayı beceremediği için çökmemiş miydi 17 Ağustos depreminde? Devlet adına kurşun atanları hukuka tabi saymadığı için çökmemiş miydi Susurluk skandalında? 

AK Parti’nin cesareti

AKP idareci merkez siyasetini sürdürmeyip, bugüne kadar siyasetin el at(a)madığı bir çok kemikleşmiş sorunu kendi siyasetinin konusu haline getirme cesaretini gösterdiği için hem “demokratik,” hem de “tahripkâr” addediliyor. Aslında AKP’nin yaptığı siyasetin kurucu boyutunu canlandırmak. Eğer demokrasi ancak ve ancak siyasetin olduğu yerde mümkün diyorsak, siyasal alanı genişleten bu türden adımlar da demokratikleşmeye giriş niteliğindedir.

Bundan sonra, demokratikleşmede yol katetmek ve AKP’nin demokratik yetersizliklerini ortaya koymak, ancak demokratikleşmeyi benimsemiş olan bir muhalefetin yapabileceği iştir. Mahkeme kararları ile pozisyonu güçlendirilmiş idareci muhaliflerin değil.

Yaşananlar kimin tercihi?

Demokratikleşmede yol katedebilmek için merkez siyaseti bırakmak gerekir çünkü AKP’nin referandum gibi demokratik tartışma kültürünü öldüren mekanizmalarla körükürüne muhalefeti aşması ancak güdük bir demokrasi ile sonuçlanabilir. AK Partinin demokratik eksikliklerini ortaya koymak için demokratikleşmeyi benimsemiş bir muhalefet gerekir, çünkü AKP’nin kendi siyasal meşruiyetini reddeden merkez siyaseti ile girdiği varoluş ve tanınma mücadelesi onu otomatikman demokratik kılıyor. Aynı zamanda, idareci merkez siyaseti AKP’yi iki nedenle vesayetçiliğe zorlayarak bir açmaz yaratıyor.

Birincisi, vesayetçilik kontrolü, kontrol iktidarın merkezileşmesini gerektirir. AKP idareciliği aşabilmek için bu merkezleri değiştirmek veya ele geçirmek zorunda. Öncelikle birincisini deniyor, karşılaştığı direnç nedeniyle bunu yapamadığında, biraz zaman alsa da ikincisini başarıyor. (Bkz. YÖK, Cumhurbaşkanlığı) Dolayısıyla, vesayetçi yapıyı korumada ısrarcı, yasal-kurumsal reformları reddeden muhalefet, iktidarını paylaşmamakta ısrar eden devlet, uzun vadede AKP’nin eline oynuyor. Bu AKP’nin kendi tercihi değil.

İktidarın zorunluluğu

İkincisi, 28 Şubat’tan bu yana devletçi nitelikleri ağır basan merkez siyasetleri toplumun kayda değer bir kısmını iç düşmanlaştırdı, güvensizleştirdi, zecri tedbirlerin konusu yaptı. Hal böyle olunca, bu toplum kesimleri kendi güvenliklerini 28 Şubat türünden uygulamaları engelleyecek olan AKP iktidarında buldular. Yani bazı toplum kesimleri, serbestlik ve yaşam alanlarını koruma garantisini,  zorlamalara karşı duracak (defansif) AKP iktidarında buldular. Bu AKP’nin sadece mazlum olduğu için değil, aynı zamanda bir güç odağı olup, koruma sağladığı için popüler olduğuna işaret eder. 

Sonuç: iktidar odaklılık, sıfır-toplamlı bir siyaset anlayışı, kendi kitlesinin/toplumun AKP’den özerkleşememesi ve destekçilerinin nezdinde AKP’nin eleştiri dışı olması. Bu durumun da AKP’nin kendi tercihi olup olmadığını anlayabileceğimiz bir siyaset ortamı maalesef yok.

AKP hem kendisini, hem de kitlesini korumak için iktidar olmak zorunda ve iktidar olduğu sürece de kitle desteğine sahip olacaktır. Vesayetçi statükoyu savunmayan, demokrasi dilini geliştiren ve sırf karşı olmak adına AKP’nin attığı her adımı kategorik olarak reddetmeyen bir muhalefet, bu kısır döngünün kırılmasına, destekçileri nezdinde AKP’nin bir zorunluluktan çıkıp tercih haline gelmesine ve demokratikliğin vesayetçilik karşıtlığından farklılaşmasına katkıda bulunacaktır. Bu da idarecilikten kurtulmayı gerektiriyorki bütün sorun da bu zaten.

Related Posts

Sohbet,Sohbet,Chat,Netlog,Türkiye Bosna-Hersek için irade oluşturabilir mi?

Çok taraflı toplantılarla sürece bölge ülkelerini de dahil eden Türkiye, böylelikle Bosna Hersek’in içinden geçtiği bu tarihi dönüşüm sürecinin barışçıl yöntemlerle sürdürülmesine ve devlet inşasına katkı sağlamaya çalışmaktadır. Güçlü bir irade geliştirip geliştiremeyeceği Bosna-Hersek’in [...]

sohbe,chat,dini sohbet,Obama 2009 diplomasi açılımı

Obama iktidarının ilk yılında niyet ve vaat açısından son derece başarılı, icra açısından ise Bush’tan iyi ancak beklentilerin altında bir performans gösterdi ABD’nin ilk siyah derili başkanı olan Obama görevinde ilk yılını doldurdu. İster beklentileri karşılamış, ister hayal kırıklığına uğratmış [...]

BDP ve Öcalan’ın UYARILARI

Öcalan, son avukat görüşmesinde BDP’ye bir dizi uyarıda  bulundu: “Kendisini kapattırmamalı, Türkiye partisi olmalı, yasal zeminde kalmalı, KCK ve PKK ile organik ilişki içinde olmamalı.” Öcalan’ın bile sabrını taşıran bir siyasi hareketin ne İsa’ya, ne Musa’ya yaranabildiği çok açıktır. Barış ve [...]

Afganistan Müslüman mahallesinin sorunu

Afganistan ve Pakistan’daki sorunun asıl kaynağı bölgede sayıları her geçen gün artan yabancı güçlerin varlığıdır. Özellikle Afganistan’da NATO, ABD ve ISAF bölge halkının güvenini kaybetmiştir. Batılı güçler gerçekten bölgede barış ve huzur istiyorlarsa hiç vakit kaybetmeden bölgeden çekilmeli ve [...]

sohbet,sohbet58.net,EMASYA fiili darbe protokolü

Anayasa Mahkemesi gibi pek çok kurumumuz 27 Mayıs ve 12 Eylül’ün ürünüdür, Emasya, Batı Çalışma Grubu gibi pek çok düzenleme de 28 Şubat’tan yadigârdır. Bu tablo içinde Türkiye’de darbeler döneminin bittiğini söyleyebilmek mümkün Son dönemde bir yandan darbe planları gündemden inmezken, diğer taraftan [...]

Comments are closed.



SOHBET58.NET-Türkiyede ve Google de Sohbet,Chat.dini sohbet,islami sohbet,chat odalari,netlog sohbet,mynet sohbet,gibi aramalarda öncülük etmektedir
Ana Sayfa | sohbet | chat | forum | sohbet sohbet sohbet mirc |

Valid XHTML 1.0 Transitional